KASYOT
Web sitemize hoşgeldiniz. Sitemizde üye yazar şair ve ozanlarımıza dair eserler, etkinlik ve haberler bulunmaktadır.

  • DOLAR
    $1.563,8300
  • EURO
    $0,4519
  • ALTIN
    $49.300,8500
  • BIST
    $185,0800
38 yıldır günlük tutuyorum

38 yıldır günlük tutuyorum

Kastamonumuzun değerli kalemlerinden Yazar Adil Karagöz ile gerçekleştirdiğimiz söyleşimiz. Çocuk hikayeciliğinin yanısıra üye yazarlarımız içinde en aktif yazarlardan olan Adil Karagöz son projeleri, etkilendiği yazarlar ve hedeflerini anlattı.

Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Adil Karagöz, 1971 yılında Kastamonu’da doğmuşum. İlk, orta ve lise tahsilimi Kastamonu’da yaptım. İlkokulun ardından hafızlık eğitimi aldım ve hafız oldum. Kastamonu İmam Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü’nü kazandım, 1995 yılında mezun oldum. 2003 yılında AÜ İlahiyat ön lisans programını bitirdim. Selçuk Üniversitesinde de yüksek lisans yaptım. Eğitim hayatım kısaca böyle.
TRT Ankara Radyosunda iki yıl istisna sözleşmeli olarak çalıştım. 1997 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Yeni Mahalle Müftülüğü Aziziye Camisinde din görevlisi olarak memuriyete başladım. Daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığının değişik birimlerinde (Dini Yayınlar Dairesi Başkanlığı, Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü) çalıştım. Diyanet teşkilatında çalıştığım sırada Almanya ve Suudi Arabistan’da kısa süreli yurt dışı görevlerinde bulundum 2003-2014 yılları arasında TBMM’de milletvekili danışmanlığı yaptım. Bitlis İl Kültür Müdür Yardımcılığına atandım. Şu anda aynı kurumda uzman olarak çalışmaktayım.

Yazmaya neden ve nasıl başladınız?
Yazmaya on bir yaşımda günlük tutarak başladım. Günlük tutmak benim yazarlığa giriş kapım oldu diyebilirim. Günlükle edebiyat dünyasına merhaba dedim. Her gün değişik şeylerle karşılaşıyoruz, her gün birbirinden farklı. Yaşadığınız dönemde çok normal gibi görünen şeyler zamanla yerini başkalarına bırakıyor. “Ya işte böyleydi.” dediğimiz zamanlar oluyor. Ben günlük tutarak o anların bazılarını, unuttuklarımı hatırlamak için yazmaya başladım. Yaşlandığımda o günlere tekrar dalabilmek için yazdım. Günlük tutmak zamanla bende alışkanlık oldu, olmazsa olmaz oldu ve bende yazma disiplini oluşturdu. Otuz sekiz yıldır günlük tuttum, tutuyorum, tutacağım. Yaşadığım sürece, gücüm yettiği sürece bu devam edecek. Çünkü artık bu benim hayatımın bir parçası oldu. Yazamadığım zamanlarda huzursuzluk hissediyorum.
Yirmi dört yaşıma geldiğimde benim yazma merakımı bilen bir yazar abim Sayın Osman Oktay dergide yayımlanmak üzere benden değişik yazılar istedi. Yazdığım yazılar çıkarttığı Karınca Kardeş Dergisinde yayımlandı. Diyanet Çocuk, Diyanet Avrupa Dergilerinde de yayımlandı. Yazılarım çoğaldı, özellikle hikayelerim. Kendi kitabımı bastırabilir miyim? diye düşünmeye başladım. Çalıştığım kurumun ilgili birimine yazılarımı verdim ve ilk kitabım 2002 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında yayımlandı. İlk kitabımın adı “Gelin Gölü”ydü. O zamandan beri yazıyorum.
Günlükle birlikte hikayeciliğe merak sardım. Toplum için, çocuklar için söylemem gerekenler vardı. Bu yolla onlara seslenmek istedim. Çocuklarımızı iyiye, güzele, doğruya, güzelliklere yönlendirmek, kötü, yanlış davranışlardan, uzak durmalarına katkıda bulunmak istedim. Bunu da başardım diyebilirim.

Sizce yazmak sizin dünyanızda ne anlam ifade ediyor?
Yazmak hayatımda çok önemli bir yer tutuyor. Adeta yemek içmek gibi bir şey diyebilirim. Yazmak beni mutlu ediyor. Yazmadığım, yazamadığım zaman huzursuz oluyorum, bir tarafımda noksanlık hissediyorum. Otuz sekiz yıldır günlük tutuyorum. Yıllardır da hikaye yazıyorum. On altı hikaye kitabım, bir masal kitabım var. Bir de Nail Karagöz’le birlikte yazdığımız araştırma kitabımız var. Özellikle günlük tutmaya ömrüm boyunca, gücüm yettiğince devam edeceğim. Yani bu benim dünyamda ben olduğum sürece olacak.

Etkilendiğiniz şair, yazar ve ustalar kimler?
Edebiyat tarihimizdeki bütün yazarlardan eserler okumaya çalışıyorum. Kitapları okurken de konuları nasıl işlediklerine dikkat ediyorum. Ama “Şu yazar şöyle yazmış, şöyle bir yol izlemiş, ben de öyle yapayım” gibi bir kaygım yok. Ben bir eser oluşturmaya şu gözle bakıyorum. Nasıl arılar birçok çiçeğe konup onlardan aldıkları çiçek özleriyle bal adını verdiğimiz muhteşem, güzel bir tat ortaya çıkartıyor. Ben de okuduğum yazarlardan bir şeyler almaya ve eser oluşturmaya çalışıyorum.

Günümüzde kitap yazmak mı zor okumak mı?
Bu sorunun hangi maksatla sorulduğunu pek anlayabilmiş değilim. Tek cevabı olduğunu düşünüyorum. Yazmak elbette okumaktan zordur. Herkes az ya da çok bir şeyler okur, okuyucu olur ama yazamaz, yazar olamaz.
Okumak emek ister, zaman ister, merak ister. Ama yazmak daha fazla emek daha fazla zaman, daha fazla merak, azim, cesaret, düşünmek, kafa yormak ister, ister de ister. Yazdığınız alana göre bunlar değişiklik gösterir. Ve yazmak çok fazla okumak ister, araştırmak ister. Çocukluğumdan beri kitap okumayı seven biriyim. Ancak tereddütsüz şunu diyebilirim. Yazmaya başladıktan sonra daha fazla, dikkatli, bilinçli okumaya başladım. Üretmek için ürettiğiniz alanda beslenmek lazım. Bunun yolu da yazan biri için okumaktan geçiyor, gözlemden geçiyor, farklı düşünmekten geçiyor.


Yeni projeler

Yeni projelerim de genellikle hikaye ağırlıklı. İnşallah bu yıl yeni hikaye kitaplarım çıkacak. Yayın evleri ile görüşmelerim devam ediyor. Ayrıca bir roman üzerinde dört yıldır çalışıyorum. Bir de Kastamonu’muzun değerlerinden Şehit Şerife Bacı ile ilgili uzun bir hikaye çalışmam var. Çalışmamın sonlarına geldim diyebilirim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Sponsorlu Bağlantılar
reklam
Altıeylül escort Akhisar escort Didim escort Bodrum escort Afşin escort Kadışehri escort Çerkezköy escort Çayırlı escort Adana escort Adapazarı escort Afşin escort Adana masaj salonu Aliağa escort Odunpazarı escort Acıpayam escort Pursaklar escort